Yaş ve olgunluk

Öğrenme ile olan ilgileri bakımından yaş ve olgunluk konusu­nu işlerken iki ayrı safhanın tartışılması uygun olur. Birinci safha, travesti beden ve zihin olgunluğuna erişilinceye kadar olan çağda yaş ile öğ- renme arasındaki ilişki; ikinci safha ise olgunluğa erişildikten sonra­ki durumdur, öğrenme bakımından yaş çocukluk çağında, yetişkin­likte olduğundan çok daha önemli bir etmendir. Çocuklukta geçen birkaç yıl büyük farka sebep olur fakat bir yetişkinin durumunda bir­kaç yılın pek az önemi vardır.

Zihin Olgunluğu Çağma Kadar Yaş ve öğrenme: Şekil: 8 zihi- nin büyümesinin izlediği genel yolu ve mahiyetini göstermektedir. Olgunlaşma proseslerinin durması yüzünden zihin büyümesinin sona erdiği yaşın hangi yaş olduğu halâ bir uzlaşmazlık konusudur. Bazı ruh bilimciler zihin olgunluğuna on üçüncü veya on dördüncü yaş­larda ulaşıldığına inanırlar, halbuki birkaç ruhbilimci de yirminci ya­şa, izmir travesti hattâ onu kovalıyan birkaç yaşa kadar zihin büvümesinin sürdü­ğünü ortaya çıkarmış olduklan düşüncesindedirler. Deneysel sonuçla­ra bakılacak olursa on beşinci veya on altıncı yaştan sonra meydana gelen büyümenin hızı nispetinde azalmaktadır. Zihin gelişmesinde sırf yaşça büyüme sonucu olarak meydana gelen yıllık artışların en büyük olduğu süreler okul öncesi ve ilkokul çağlarıdır. Ortaokul ve lise çağında yalnız olgunlaşma yüzünden kaydedilen zihin gelişmesi çok yavaştır, yüksek öğrenim sırasında ise bu büyümenin, sınırına ulaştığı kabul edilebilir.

Gerçekten okul öncesi ve ilkokul çağında çocukta meydana ge­len olgunlaşma büyüktür. Altı yaşında iken çocuk kendisine çok güç gelen işleri yedi yaşına gelince başaracak duruma geliverir. Sekizinci yaşa girince de bu işlemler ona kolay gelmeğe başlar. Zekâ testlerinin sondan beş yaşındaki çocuklann yüzde 35 i, fakat altı yaşındaki ço- cuHann yüzde 70 i başaracak şekilde derecelendirilebilir. Birbiri ar­dından gelen yaş gruplarında kendi yaş basamaklannın testlerini başaranlann izmir travestileri yüzdesi ilk çocukluk yılları boyunca hızla artar. Çünkü on ikinci yaştan önceki çağda olgunlaşma dolayısiyle meydana gelen bü­yüme en hızlıdır. On ikinci yaştan sonraki kız ve erkek çocuklar ara­sında test sorularını başaranlann yüzdesinde yaştan yaşa artış on ikinci vaştap önceki çağa göre çok daha azdır.

Bir çocuk sessiz okumada

Kısa bir süre için yapmanın veya öğrenmenin en yüksek sevi­yesine çıkmasiyle, insanın herhangi belli bir konu veya faaliyette ken­di sınırına ulaşmasını birbirinden ayırt etmek uygun olur.

Bir çocuk sessiz okumada o gün için elinden geleni yapıyor ol­makla beraber sahip olduğu potansiyel gücün onu çıkarabileceği oku­ma hızı ve anlayışı seviyesine henüz ulaşmış bulunabilir. Bunun gibi yazmada, tahta işlerinde, tarihte, travesti resimde veya başka herhangi bit alanda veya faaliyette de durum böyle olabilir. İmlâ, müzik, oyun, spor ve yanşma yoliyle motiflenmenin yüksek derecede olduğu da­ha başka faaliyet alanları gibi birkaç konu bir yana bırakılırsa insan­ların bütün potansiyel güçleriyle öğrendikleri çok seyrek görülen bir haldir.

Bundan başka bir çocuğun veya yetişkinin öğrenmesinin veya başarmasının sınırına varacak derecede kışkırtılmış, harekete getiril­miş bir durum içinde bulunmasının uygun olduğu da söz götürür. İnsanın bazı dar faaliyet ve öğrenme alanlarında bütün gücünü har­cayıp öğrenmesi veya başarma seviyesinin en yüksek noktasına çık­ması mümkündür. Bir müzikçinin, aktörün, istanbul travesti operatörün veya golf oyuncusunun veya hatibin hünerini icra sırasında onun gösterebile­ceği en yüksek gayret ve öğrenme faaliyetini aksettirmesi gerekir, fakat bir öğretmenden veya Öğrenciden yaptığı her şeyde ‘•gücünün smınna ulaşması beklenmemelidir, önce saydığımız kimselerin güç­lerinin en son sınırına göre faaliyet göstermelerine ancak kısa süre­ler boyunca ihtiyaç vardır ve o zaman bile yapma seviyeleri çoğu za­man kendi sınırlarının altında bir seviyede kalır. Halbuki öğrenciler ▼e öğretmenler daha uzun bir süre boyunca ve aynı zamanda çok çeşitli alanlan kapsıyan bir şekilde faaliyette bulunurlar. Bu konulann hepsinde ve bütün faaliyet süreleri boyunca en yüksek seviyele­rini sürdürmelerine imkân yoktur. Onlann uygusal sınırları ancak sağlıklarını bozmıyacak en uygun seviyede bulunmalıdır. Eğer öğret­menler veya öğrenciler potansiyel sınırlarına denk bir öğrenme ve yap­ma seviyesinde faaliyette bulunmağa devam edecek olurlarsa kendile­rinde sinirlilik ve sağlık bozuklukları meydana gelecektir, öğrenme, »Yİ bir duygusal durumla uzlaşan en uygun seviye üzerinden devam etmelidir. Birçok öğretmen ve öğrenciler bu “en uygun seviye” nin ^tındadırlar. Bu gibil er daha yüksek bir verimlilik seviyesine doğru harekete getirilmelidir. Bazılan ise öğrenme uğruna aşın derecede î^ba harcamak istanbul travestileri yüzünden kendilerini yorarlar; bu gibilerin daba ma- u* uygusal bir seviyeye göre kendilerini ayarlamalan gerekir.

Kelime dağarcığını genişletmek

kelime dağarcığını genişletmek, tarih, coğrafya bilgilerini artı», mak, matematikteki yeteneklerini ilerletmek mümkünmüş gibi geJjr Fakat öğrenilenin miktarı ile kaybolanın, yani unutulanın miktarı arasında bir denge meydana geldiği zaman ilerleme sınırına varılmış olur.

Bilgi ve anlayış kazanmada gözleri, travesti ellerin, bacakların, konuş, ma organlarının hareket sınırlan, bir atalet, bir daktilograf veya bir fabrika işçisi bakımından olduğu kadar çok rol oynamaz. Bilgi edin­mekte olan bir kişinin sınırını zekâ gücü ve ihtiyaçlan tâyin eder. Ön sebeple onun durumunda fizyolojik sınır, verimlilikleri bedenin ve beden kısımlannın hareketlerine dayanan kimselerin durumunda ol­duğu kadar doğrudan doğruya işe kanşmaz. Bununla beraber fizyo- lojik sınırın türlü öğrenme durumları ile olan bağıntısı gene de ha­tırdan uzak tutulmamalıdır. Gerek duyusal – hareki yeteneklerle ilgi­li gerekse soyut materyallerle ilgili öğrenmedeki sınırlar kişiden kişi­ye değişirler. Bazı insanların sınırlan çok yüksektedir, çoğunluğun sınırlan orta seviyelerde bulunur; bir kısım insanlann sınırlan ise çok aşağıdadır, öğrenme gücündeki bu sınırlar her insanın gücünün yükseltileri olarak adlandmlabilir. Her kişinin kendine göre bir yük­seltisi, ankara travesti başka deyişle öğrenme sının varsa da nadir olarak o sınıra eriştikleri görülür. Uygulamada her insan gerçek fizyolojik sınmnın daha altında bulunan bir sınıra kadar gelir ki bu sınıra uygusal sınır diyebiliriz. Uygusal sınır ile fizyolojik (teorik) sınır arasındaki me­safe kişiden kişiye değiştiği gibi öğrenme konusuna göre de değişme gösterir. Bazı öğrenciler bütün güçlerini ve çabalannı harcıyarak kendilerinden daha gevşek çalışan öğrencilere oranla teorik sınırları­na daha yakın bir noktaya kadar ilerliyebilirler. Teorik yahut fizyolojik sınır, bir insan kuvvetle motiflendirilipte sahip ol­duğu bütün enerjiyi kavramaya çalıştığı problemlerin veya işlemle­rin öğrenilmesine harcadığı zaman, ankara travestileri ulaşılan sınırdır. Önemli bir imlâ yarışmasına sıkı çalışmalar ve alıştırmalar yaptırılarak hazırlanan ço­cuklar, belki en yüksek sınırlarına göre öğrenmektedirler, halbuki normal bir tempo ile günlük derslerini hazırlamakta olan çocuk bu sınırdan çok uzaktadır, öğrencilerin harıl hani sınavlara hazırlandık- lan sırada öğrenimleri de en yüksek sınırına ulaşmış olur. Fakat en sonunda öğrenmiş olduklarının miktarı öğrenme güçlerinin sınırına yaklaşmaz. Bir kişinin verimli çalışma alışkanlıkları, zamanının ve çabalarını en verimli şekilde kullanma yoliyle ulaştığı sınıra en uy­gun sınır (optimum limit) denir. Bu uygusal sınır ile fizyolojik (teo­rik) sınır arasındadır.

 

kayak öğrenirken duysal hareki

Meselâ kayak öğrenirken duysal harekı yeteneklerden olan bu mahareti kazanma isine daha önceden edinmiş olduğumuz yürüme ve

bedenimizi dengede tutma yeteneklerimizle girişiriz. Halka fırlatma oyununu öğrenirken de insan başka oyunlarda elde etmiş olduğu fır. latma maharetiyle işe başlar. Bunun sonucu olarak da öğrenme bu yetenek ve maharetlerin daha Önceden elde edilmiş olmaması haline göre daha hızla meydana gelecektir. Bunun gibi insan yıllarca aritme­tik çalışıp da cebir öğrenmeye başlayınca, gene yıllarca okuma tec­rübesi edindikten sonra tarih veya coğrafya Öğrenmeye girişince Ön­ceden kazandığı ilgili tecrübelerden dolayı öğrenme daha başlangıç­tan hızlı olacaktır. Genel olarak önceden hazırlayıcı ve kolaylaştırıcı bir takım tecrübelerimiz olmaksızın giriştiğimiz pek az öğrenme işi vardır.

Aslında güç olan veya alışılmamış ve yabancı oldukları için güç gelen konuların öğrenilmesinde kaydedilen ilerlemeyi çizgiliyen eğ­rinin başında hızlı yükselme görülmiyecektir. Eğer insan bir takım güç bulmacaları çözmeğe kalkışırsa önce pek az ilerleme elde eder, görü­nürde hiçbir ilerleme elde edilmiyen bu süreden sonra hızla çözüme ulaşılır. Güç aritmetik ve cebir problemlerini çözmeğe çalışmada elde edilen ilerleme önceleri pek yavaştır fakat insanın onların çözümle­rinde bir çeşit sezgi ve ustalığa eriştiği bir an gelir, bundan sonra ge­lişme hızlanır, öğrenmede bu türlü bir ilerlemeyi çizgiliyen eğri hızın azaldığı noktaya kadar içbükeydir, bu noktadan sonra eğri dışbükey­leşir. Böylece bu öğrenme eğrisi içbükey – dışbükey olur. Bu türlü eğri başlangıçtaki ilerlemenin hızlı olduğu eğriden şu noktada farklıdır: ikinci tip eğrinin iç bükey parçası yoktur, yalnız dışbükeydir. Burada ileri sürülen çeşitli kavramların daha açıkça anlaşılmasına şekil 16 ve !! 7 yardımcı olacaktır.

Öğrenme eğrisinde başlangıçta hızlı bir yükselme görülmesinin başka bir sebebi de karşımıza çıkan problemlerin veya işlerin ilkin bi­zim için yenilik teşkil etmeleridir, önceleri kuvvetli olan ilgi dağılın­caya kadar daha büyük ilerleme kaydedilmektedir. Bununla beraber öğrenci başlangıçta her zaman ustalığının ve verimliliğinin yükseldi­ği daha sonraki devrede olduğu kadar kuvvetli ilgi göstermez. Birçok alışkanlıklarımızı ve yeteneklerimizi elde ederken bizi zevkle çalışma­ya sevkedecek kolaylığa erişmeden önce çok cesaret kırıcı çalışma saf­halarından geçmek zorunda kalırız.

Daha kısa zaman süreleri

Daha kısa zaman süreleri içinde maharetlerin kazanılmasını çizgiliyen eğri­lerin izledikleri yollar ileride anlatılacaktır.

Eğer açıklama tarzımızı değiştirecek olursak eğri ters döndürü- îebilir. Meselâ öğrenme miktarını gösterecek yerde birbiri ardından yapılan uygulamalara veya zamana göre öğrencinin yaptığı yanlışlar saplanıp da çizgilenecek olursa eğri yüksek seviyeden başlayıp yanlış­lıklar azaldıkça aşağıya doğru inecektir. Şekil 18 de bu çeşit bir eğri vardır. Bu gibi eğrilerdeki alçalmalar ilerlemeyi gösterir.

Hızlı Başlayış:  Şekil  17  de   başlangıçtaki  ilerlemenin hızlı oldu­

ğu bir eğri görülmektedir. İlerleme daha baştan itibaren hızlıdır ve bir zaman böyle devam eder, sonra yavaşlar ve daha çok ilerlemiyen süre başlar. Şekil 17 deki eğri dışbükeydir ve başlangıçta hızlı olup zamanla yavaşlıyan bir öğrenmeyi çizgilemektedir. öğrenen daha başta kendisinin hızla ilerlemesini mümkün kılacak başlangıç yete­neklerini öğrenmiş ve edinmiş olarak işe giriştiği takdirde ortaya çıka-

Sekil: 18. Alıştırmalar sonucunda yanılmalarda azalma

olacak öğrenme eğrileri genellikle dışbükeydir. Bu gibi durumlarda öğ­renme sıfır noktasından başlamaz, daha önceden kazanılmış olan ye­tenekler ihtimal ki baştaki yavaş ilerleme süresini ortadan kaldırmak­tadır. Hal böyle olunca, gerçekte başlangıçtaki yavaş ilerleme safhası daha önceden meydana gelmiş olan öğrenme sayesinde ortadan kalk­mış olduğu için öğrenme daha başlangıçtan hızla meydana geliyor gi- hi görünmektedir.

Olgunluk devresi

Olgunluk devresinde ise olsa olsa pek az ilerleme meydana gelir, iler* leme elde edilmiyen süreyi gösteren eğri parçası düzdür, travesti bu sebeple eğrinin bir düzlük teşkil eden o kısmına yayla (plato) diyoruz.

öğrenen bakımından güç olan herhangi bir konudaki öğrenme­de başlangıçtaki ilerleme yavaştır. İlerlemenin görünür hale gelme­sine kadar uzun zaman geçer. Başlangıçtaki yavaş ilerleme süresi, güc matematik problemlerinin, yabancı dillerin öğrenilmesini, piyano Öğ­renilmesini, yahut öğrenmek için yapılanı teşebbüslere bir zaman için karşı koyar gibi görünen bütün maharetlerin ve yeteneklerin kazanıl­masını karakterize eder.

Şekil 16 daki eğrinin aşağı parçasının incelenmesiyle o parçanın içbükey olduğu anlaşılacaktır. Yukan paırçası ise dışbükeydir, öğren­menin hızı artarken eğri içbükey bir biçim alır, İçbükey eğri yavaş öğ­renme safhasının arkasından daha hızlı bir öğrenme süresinin geldiği­ni gösterir. Eğer öğrenmenin izlediği bütün yolu çizgilemeğe kalkışır­sak bu çeşit bir eğrinin tümünün içbükey olmasına imkân yoktur, çünkü öğrenmenin hızı sonsuz şekilde artmakta devam edemez. Ar­tık hiçbir ilerlemenin görülmediği süreye yaklaştıkça hızın azalması ve bir noktadan sonra durması gerekir. Hiç kimsenin belli bir konuda sonsuz şekilde öğrenmekte devam etmesine imkân yoktur, istanbul travesti insan ye­ni bir konuyu öğrenmeye, yahut yeni bir maharet kazanmaya girişin­ce bir süre için ilerleme elde eder fakat sonunda bir yaylaya ulaşır ki artık buradan daha yükseğe çıkmasına imkân olmaz. Bir zaman gelir> öğrenci aritmetik hesaplamalar yapma yeteneğinin sınırına vanr; dak­tilograf ne yaparsa yapsın yazma hızını veya doğru yazma oranın? artıramıyacağı bir noktaya ulaşır; müzikçi de öyle, bir zaman gelir kî artık daha çok gelişemez olur, yeni parçalar öğrenir ama icrasının ni­teliğinde bir yükselme meydana gelmez. Bütün öğrenmelerde durum böyledir – ötesine geçemiyeceğimiz sınırlar vardır. Fakat gücümüzün sınırına ulaşmamızın seyrek görülen bir durum olduğu da unutulma* malıdır, birçok alanlarda öğrenmemiz başlangıç safhasından bile öte­ye gitmiş değildir.

Şekil 16 da görülen öğrenme eğrisi içbükey-dışbükeydir. Aşağt parça içbükey, yukan parça ise dışbükeydir. Bu eğri genel bir eğri ol­makla beraber öğrenmenin çoğu zaman izlediği yolu çizgilemektedir. Şüphesiz fertten ferde ve duruma göre değişmeler olur, istanbul travestileri dalgalanma­lar ferdî eğrilerin özelliğidir ve ancak “özet eğri’* veya “ortalama eğ­ri” diye adlandmlan eğriler bu gibi düzensizliklerden kurtanlmışlar- dır. Bir de kısa süreli yaylalar vardiT ki bunlar uzun bir süre içinde öğ­renmede elde edilen ilerlemeyi çizgiliyen bir eğride görülmez.

ÖĞRENME EĞRİSİ

Gerçekte tek bir çeşit öğrenme eğrisi yoktur, öğrenmenin izle­diği yol üzerinde o kadar çok etmenler rol oynar ki ortaya birçok öğ­renme eğrileri çıkar, öğrenme eğrileri kişiden kişiye, okul konusun­dan okul konusuna, öğrenme süresinin uzun veya kısa oluşuna, travesti öğ­renilecek materyalin güçlüğüne veya kolaylığına, eğrilerin çizilme ve düzenlenişine göre değişir.

Büyük değişmeler olmasına rağmen gene de Öğrenmenin izlediği yolun özellikleri genel prensipler olarak düşünülmelidir. Kaba taslak bir şekide öğrenme eğrisi üç bölüme ayrılabilir: Başlangıç, bitiş ve bu •iki bölge arasında kalan kısım. Tabiî bu aynm çok basittir fakat ma­haret ve yeteneklerin gelişmesiyle ilgili bir takım prensiplerin ortaya konulmasında faydalı olacaktır.

Yavaş Başlayış: Anlatacaklarımıza somut birer örnek olsun di­ye şekil 16 ve 17 deki iki basit öğrenme eğrisini ele alalım. Şekil 16 ya göre başlangıçtaki ilerleme yavaştır. Belli ki başlangıçta öğrenilenin miktarı çok azdır. Bu tip başlangıçlar bir çocuğun okuma öğrenme­sinde veya bir yetişkinin güç bir yabancı dil öğrenmesinde görülür. Haftalarca, hattâ bazan aylarca süren bir zaman boyunca görünürde hiçbir ilerleme olmuyor gibidir. Çat pat birkaç kelime öğrenilmekte, fakat yazılı materyali okuma yeteneğinde pek az bir fark görülmek­tedir

Belli başlı bir ilerlemenin göze çarpmadığı bu süreden sonra eğ­ride bir yükselme meydana gelmektedir, bu, konu olan yetenekte meydana gelen ve ölçülebilen hızlı bir artışı gösterir. Bu gelişme bir zaman sürer, yetenekteki bu hızlı artış eğride dikeye yakın bir çıkışla ifade edilmektedir. Bununla beraber bir süre sonra ilerleme yavaşlar ve sonra durur. Hızlı öğrenme süresinin ardından gelen ve son derece azalmış bir ilerleme elde edilen süre, şekil 16 daki eğrinin üst kısmiy­le gösterilmektedir.

Bu tip bir eğri birçok yeteneklerin gelişmesini çizgilemektedir. Bir çocuğun okuma yeteneğindeki gelişme ana çizgileriyle şekil 16 da­ki eğri tarafından gösterilmektedir. Başlangıçta görünür hiçbir geliş­menin meydana gelmediği süreden sonra yetenekte hızlı bir ilerleme meydana gelmekte, travestiler bu hızlı ilerleme süresi de on iki ile on sekizinci yaşlar arasındaki bir zamanda hiç gelişme olmıyan veya pek az geliş­me görülen bir süreye bağlanmaktadır. Artık yetenek bundan sonra olduğu yerde sayar. İnsan gelişme ve öğrenmesinin çoğu, şekil 16 da açıklanan yolu izler. Meselâ çocuklann yürüme yeteneğinin gelişme­sini çizgiliyen eğri şekil 16 daki eğriye benzer. Yürümede iş gören beden kısımlarında gelişme olmakta bulunan birinci yaş içinde çocu­ğun yürüme yeteneğinde pek az bir gelişme göze çarpar. Çocuk bir kere yürümeye başladıktan sonra bu yetenek hızla gelişir, fakat bir zaman sonra bu gelişmenin yavaşlayıp pek az ilerlemenin meydana geldiği bir süreye varılır. Kelime dağarcığının gelişmesi de aynı biçim­de olur. Çocuk aşağı yukarı on iki aylık oluncaya kadar belli başlı bir kelime öğrendiği görülmez. Bundan sonra kazandığı kelimelerin sa­yısı hızla artmağa başlar ve bu hızlı gelişme olgunluğa kadar sürer.

Başarma seviyesinde değişme

Başarma seviyesinde değişme ve dalgalanmaların oluşu bir kural­dır ve kaçınmağa imkân yoktur, çünkü birçok etmenler ve şartlar ba- şarmayı etkiliyerek bu değişmelere sebep olurlar. Bu şartlar ve et­menler önemli derecede psikolojiktir, travesti yâni öğrencinin içinden gel. mektedir fakat kişiyi dıştan etkiliyen etmenler ve şartlar da vardır. Kişinin gücü, yorgunluk, sağlık durumu, duygusal durumlar iç et­menlerden bazılandır; dış etmenler de şunlardır: öğrenilecek mater­yalin güçlüğü, teşvik ve motifler, hava şartları, gürültü ve başkaca dikkat dağıtıcı şartlar. Bu etmenlerin birleşmelerinden ortaya çıkan durum günden güne değişir ve bu değişme de başanyı etkiler. Et­menlerin birleşmiş durumu en elverişli şekilde olduğu zaman verim en yüksek; bu birleşik durum en kötü olduğu zamansa verim en dü­şüktür. Her kişinin kendi verimliliğini karakterize eden ortalama bir

 

 

Şekil: 16. İç bükey dış bükey eğri                              Şekil:    17.    Dış    bükey   eğri

başarma seviyesi vardır, travestiler işte bu ortalamanın altına veya üstüne doğ­ru yukarıda sayılan etmenler yüzünden dalgalanmalar görülür.

Öğrenme Eğrisini Etkiliyen

Öğrenme Eğrisini Etkiliyen Etmenler: öğrencinin gelişmesini ve elde ettiklerini gösteren eğriler çok ilgi çekici bir yol izlerler. Mese­lâ, travesti kelime bilgisinin ömür boyunca aldığı durumu çizgiliyen bir eğri­yi tasarlamağa çalışınız. Bunun gibi bazılarını kendiliğinden, bazılarım da özel çalışma ve alıştırmalarla kazandığımız duygusal – hareki yete­neklerimizin gelişmesi nasıl olmaktadır? Teker teker ve toplu olarak ana sınıfından yüksek okulun sonuna kadar çocuklarda öğrenmenin izlediği yol nedir? Günümüzde öğrenmenin olgunluktan yaşlılığa ka­dar yetişkinlik yıllan boyunca gittiği yöne karşı artan bir ilgi görül­mektedir. Büyüme ve gelişmeyi gösteren eğriler birçok yeteneklerin bileşkesini gösterebilecekleri gibi, okuma, aritmetik, dil, tarih gibi alan­lardaki gelişmeyi de ayn ayrı gösterebilirler.

öğrenme yoluyle büyüme konusuna giriş olmak üzere yapılan açıklamalarda uzun bir zaman süresi boyunca meydana gelen ilerleme ve gelişme üzerinde durulmuştur. Daha kısa bir sürede meydana ge­len gelişme ve ilerleme de önemlidir. Meselâ aylarca daktilo öğrenmek için çalışan insanlann hızlı ve doğru yazmada elde ettikleri gelişmeyi çizgiliyen eğriler belli bir takım yönsemeler göstermektedir. Bir dil öğrenmeğe, istanbul travesti tenis veya golf oyunundaki maharetini geliştirmeğe, bir sanat öğrenmeğe, piyano çalışmağa, bir sınava girmeğe, briçte usta­laşmağa kalkışılan hallerde öğrenmenin ilerleyişi bir grafikle çizgile- nip ifade edilebilir, öğrenciler türlü özellikler gösteren safhalardan geçeceklerdir. Başlangıçta elde edilen ilerleme değişik olabilir. Bazı durumlarda başlangıçtaki ilerleme yavaş, bazı durumlarda ise daha hızlıdır. Hemen hemen bütün öğrenme durumlarında bir an gelir ki artık bir zaman için hiçbir ilerleme görülmez olur, öğrenci bu sırada ölü bir noktadadır. Genellikle öğrenci öğrenmenin duraladığı bu süre­nin sonunda yeniden ilerlemeğe başlar, bir noktaya ulaşır ki artık ne yaparsa yapsın daha çok ilerlemesine imkân olmaz.

Eğer günlük ilerleme ve başarma durumunu gösteren bir tablo meydana getirilecek olursa günler arasında büyük verim değişmeleri görülecektir, öğrenci bir gün, ankara travesti başka bir gün elde ettiğinin iki katı ve­rim alacak, bir gün çok güç gelen problemler başka bir kün kolay ge­lecektir. Ferdî yeteneklerde görülen bu dalgalamalar her öğrenmede görülür ve kaçınmak mümkün değildir. Beyzbol oyuncuları gün olur, başka bir günden dah iyi oyun çıkarırlar, konferansçılar zaman zaman meramlarım daha iyi ifade ederler. İşçilerin verimi de günden güne değişir genel olarak öğrenciler bazan, başka zamanlarda olduğundan daha kolayca öğrenirler.

 

Rehberlikle Uğraşan

Bazan öğretmenin aslında çok güçlü bir öğrenci hakkında geri ze­kâlı ve beceriksiz diye hüküm verdiği de olur. Böyle bir çocuk okula karşı pek ilgi göstermemekte ,travesti kendine göre bir yol tutturmuş gitmek­tedir yahut da zamanının büyük bir kısmını daha hoşlandığı çeşitten faaliyetlere vermektedir, işi başından aşmış olan öğretmen bu çocuk hakkında normal sınıf standartları açısından hüküm verir, sahibolduğu dehayı farketmez ve başarısızlığa uğrayacağını sanır. Bu çocuk ye­tişkinliğinin ilk yıllarında seçkin, tanınmış bir adam olunca geri zekâlı olarctk bildiği bu çocuğun nasıl olupda bu kadar gelişmiş olduğuna şa­şar kalır. Halbuki gerçekte öğretmen bu çocuğun yüksek yeteneğini farkedememiş, bu sebeple de onu yanlış anlamıştır.

Rehberlikle uğraşan, çocukların seçmek istedikleri sınıfın veya okul çalışması çeşidinin onu istiyen çocuğun gücünün üstünde olduğu­na karar vermeye yetkili olan okul danışmanları ve başka görevliler ciddî yanlışlıklar yapma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Birçok öğren­ciler hakkmdaki kararlan isabetli olacaktır fakat çok kesin davranacak olurlarsa bazı öğrencilere haksızlık etmiş olacaklardır. Kalıtım herbir Öğrenci için belli sınırlar çizmiş olabilir, ankara travesti fakat her çocuğun sahibolduğu bu kalıtsal sınırlan, danışmanın vereceği her, kesin değişmez kararı haklı göstermeye yetecek kadar isabetle kestirmeğe imkân yoktur. Z B 70 veya 80 olan bir öğrencinin avukatlığı veya başka bir mesleği başa- ramıyacağmdan eminiz, fakat bundan daha az belirgin durumlarda test sonuçlarına göre düşük yetenek gösterip de öğrenime devam edecek­lerin hepsinin de başarısızlığa uğrıyacağı kesin olarak söylenemez. Önceden yapılan test sonuçlarına bakılıp da başarısızlığa uğramaları hemen hemen kaçınılmaz sayılan bazı kimselerin bütün eğitsel güç­lüklere göğüs gererek ilerledikleri, ankara travestileri hattâ arada sırada birinin önemli sayılacak kadar yüksek bir başarı sağladığı görülecektir. Başarının sı­nırlan o kadar çeşitli etmenlerin etkisinde kalmaktadır ki belli bir du­rumda bu sınırlann ne olduğunu kesin olarak tesbite gücümüz yet­mez. öğrencileri yöneltmekle, onlara rehberlik etmekle görevli olan­lar onlar hakkında ilk hamlede kesin, son bir karar verecek yerde ma­kûl sınırlar içinde bir deneme süresi tamsalar birçok yanlışlıklardan kaçınmış olurlar.

Öğretmen, Okul ve Çocuk: Yaratılış mı, yetişiş mî probleminin tartışmasını yapmış bulunuyoruz. Bu tartışmadan okul ve Öğretme­nin alacağı dersler nelerdir? Her şeyden önce okulun çocuğun karak­terini, kişiliğini, sağlığını ve zekâsını geliştirmede sahibolduğu imkân­larla taşıdığı önemle, oynıyabileceği rol ile öğünebiliriz. Okul, çocuğa çok faydası dokunabilecek olan iyi bir okul veya pek faydalı olmıyan hattâ zarar bile verebilecek kötü bir okul olabilir.

iyi bir okulun, iyi bir sağlık servisi vardır. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerinin sağlıkla ilgili ihtiyaçlarından anlamaları gerekir; uya­nık davranmak yoluyle öğrencilerinin sağlığı yönünden çok şeyler ba­şarabilirler.

« Geriye git