İki kardeş yönelimi

Bütün bunlara rağmen Pir Ahmet, mücadeleden vazgeçmemişti. O, kar¬deşi Kasım Bey ile barışarak birlikte beyliği yönetmeye başladılar. Osmanlı kumandanı İshak Paşa ’ya yenilerek kaçan Pir Ahmet, travesti yardım sağlamak amacıyla Uzun Haşan’a gitti; kardeşi Kasım Bey de dağlık yerlere çekile¬rek kardeşinin getireceği kuvvetleri bekledi. Öte yandan 1471’de Karaman’a gön¬derilen Gedik Ahmet Paşa, Akdeniz’de önemli bir ticaret limanı olan Alanya (Alâiye)’yı almakla görevlendirildi. Bu sırada Alanya’da Memlüklü sultanının hi¬mayesi altında, Karamanoğulları hanedanına mensup bir aile hüküm sürüyordu. Gedik Ahmet Paşa, şehri elegeçirdikten sonra İçel’e yönelerek Silifke’yi de aldı; daha sonra Karamanlı ailesinin bulunduğu Mokan (Minan) kalesini de elegeçirdi. Burada bulunan Pir Ahmet Bey’in eşi, oğlu ve İbrahim B e y ’- in en büyük oğlu olup babasının sağlığında vefat etmiş olan Mehmet Bey ’in kızı İstanbul’a gönderildi; aynca Gedik Ahmet Paşa, İbrahim Bey’in Kıbrıs krallığından aldığı Korikos marmaris travesti kalesini de elegeçirdi.
Akkoyunlu yardımı
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Haşan Bey, kendisine yardım isteğiyle baş¬vuran Pir Ahmet Bey ve kardeşi Kasım Be y ’e, oğlu Z ey ne 1 Bey ku¬mandasında 30 bin kişilik bir kuvvet gönderdi; bunun üzerine Gedik Ahmet Paşa, İçel’den ayrılarak Konya’ya çekildi. Akkoyunlu ordusu Tokat’a baskm yapıp savunmasız şehri yağmaladıktan sonra yaktılar (1472). Daha sonra Yusuf-
ca Mirza, 10 bin kişilik bir kuvvetle, mersin travesti kayserimden başlayarak Karaman, Ham’ eli ve yörelerini elegeçirdi. Bunun üzerine /Konya’da bulunan şehzâde M u s t a Afyonkarahisar’a kaçtı. Yusufca Mirza, Pir Ahmet ve Kasım B» > lerle birlikte Karaman ilini (Larende) aldıktan sonra Konya’ya, da yürüdüler de halk, daha sonra Osmanlılara sadık kalarak şehri savundular. Bu yüzden şek ri alamayan ordu, Akşehir’e geldi; daha sonra Bolvadin’den geçerek Beyşehir yg, relerinde şehzade Mustafa kuvvetleriyle karşılaştı. İki taraf arasında yapdail savaşta, Akkoyunlu kuvvetleri yenilgiye uğradı ve hattâ Yusufca Mirza(j tutsak alındı, Pir Ahmet Bey ise Uzun Haşan ’ın yanma kaçmayı başar. dı. Kasım Bey, İçel’e çekilerek Silifke’de hüküm varlığına devam etti.

Akkoyunlu hükümdarının Karamanoğullarına yardımı, Fatih S u 11 a a Mehmet’leUzun Hasan’ın çatışmasına sebep olmuş ve 1473 yılında vuku- bulan Otlukbeli savaşında, Uzun Haşan yenilgiye uğramış, böylece Karaman- oğullarının ümitleri de tamamen kırılmıştı. Otlukbeli yenilgisi üzerine Pir Ahmet Bey, Uzun H a s a n ’la birlikte kaçtı ise de daha sonra duru¬mu uygun bularak İçel’e kardeşi Kasım ’ın yanına gelerek birlikte yeniden Os- mantılara karşı mücadeleye karar verdiler. Pir Ahmet, Silifke’den ayrılıp Ermenek’e giderek Yellitepe’de karargâhını kurdu. Gedik Ahmet Paşa ve Karaman valisi şehzade Mustafa birlikte harekâta başlayacaklardı. Bununla birlikte Gedik Ahmet Paşa, Karamanoğlu Pir Ahmet’e barış önerisinde bulunmak bahanesiyle ansızın Yellitepe’ye bir baskın yaptı ise de ailesini Minan kalesinde bırakmış olan Pir Ahmet gizlenerek yakalanmadı. Bu-nunla birlikte Gedik Ahmet Paşa, Ermenek ve Minan kalelerini elegeçirdi. Tutsak aldığı Pir A h m e t ’in eşi ve kızlarını sakarya travesti Konya’ya gönderdi. Ote yandan Pir Ahmet, Minan kalesinin düştüğünü öğrenince üzüntüsünden kendisini ka¬yalıklardan aşağı atarak intihara teşebbüs etmiş ise de bir ağaca takılmak sure¬tiyle kurtulmuştur* daha sonra o ümitsiz bir halde, Tarsus’a, oradan da yeniden Uzun Haşan ’ın yanına gitti. Uzun Haşan, kendisine dirlik olarak verdi¬ği Bayburt’ta ikamet ettiği sıralarda burada öldü (1474). Ishak Bey ise karde¬şi Pir Ahmet’e yenilerek 1465’de Akkoyunlu hükümdarının yanına gitmişti. Fakat onun, 1475 tarihli bir parasının bulunduğuna göre, muhtemelen Silifke’de hükümdar olduğu anlaşılıyor. O, 1487 yılında sefalet içinde ölmüştür.
Kasım Bey
Kardeşi Pir Ahmet’in ölümü üzerine, beylik yönetiminde yalnız kaldı. Ot-lukbeli savaşı sırasında, gerek Uzun Haşan ’m, gerekse Karamanoğullarm ın müttefiki olan Venedik, Papa ve Napoli devletlerinin donanmaları, Venedik amirali Moçenigo kumandasında, Midilli adasıyla İzmir ve Antalya’yı işgal ile Silifke’ye yaklaşmış, Karamanoğlu ’nun kuvvetleri tarafından kuşatılan Silifke ve diğer kaleleri alarak Kasım Bey’e vermiştir. Pir Ahmet B e y ’in Uzun Haşan ’ın kendisine samsun travesti dirlik olarak verdiği Bayburt’ta ölümü sonucunda Kasım Bey, İçel yönetimini tekelinde topladı. Fakat Pir Ahmet’in yönet»’
)
plindeki yerleri alan Gedik Ahme t Paşa, İçel’i de elegeçirdi (1474). Yine bu sıralarda Konya valisi şehzade Mustafa, Karamanoğullarınm elinde bulu¬nan Develi Karahisar’ı da barış yoluyla teslim almayı başardı. Böylece Karaman- 0ğullarmm bütün şehir ve kaleleri Osmanlılatm eline geçmiş oldu (1475). Fakat Fatih ’in ölümü üzerine (1481) hükümdar olan II. Bayezit ile kardeşi Cem g u 11 a n arasındaki saltanat kavgası sırasında, yeniden ortaya çıkan Kasım Uey, daha önce Konya valiliğinde bulunmuş olan Cem Sultan’la anlaşarak İçel yörelerinde bir süre kalmış, Karaman Beyliğine yeniden hâkim olmaya çalış¬mış, hattâ başarılı da olmuş ise de, C e m ’in Mısır’a kaçması üzerine yalnız kal¬mıştı. Kasım Bey, çok geçmeden C e m ’i bir mektupla davet ederek durumun kendisine uygun olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Cem Sultan, Anadolu’ya gelerek Kasım Bey’le birlikte hareket etti. Fakat sonunda Cem Sultan’- ı n Rodos Şövalyelerinin yanma gitmesi üzerine, çaresiz kalan Kasım Bey, Os- manlı hükümdarı II. Bayezit’e başvurdu ve affolunarak Osmanlılara tâbi olmak şartıyla, İçel’de Şubat 1493’de ölümüne kadar beyliğin başında kaldı. Ka¬sım Bey ’in ölümü üzerine, Karamanlı beyleri Karamanoğlu ’nun kızın¬dan doğan “T urgutoğlu Mahmut Bey’i, Kasım Bey’in yerine atamasını” sultandan istediler. Bu da sultan tarafından kabul olunmuştu; fakat Mahmut Bey, Osmanlılarla Memlüklüler arasındaki savaşta Memlüklüler ta¬rafını tuttuğu için azlolundu ve kendisine karşı kuvvet gönderildi ise de yakala¬namadı ve sonunda ailesiyle beraber Haleb’e kaçmayı başardı (1487). Böylece Karamanoğulları Beyliği ortadan kaldırılmış oldu. Karamanlı Beyliğinin orta¬dan kalkmasıyla burada bir eyâlet kuruldu. Bunun üzerine Karaman timarlı si¬pahileri ile Turgut ve Varsak oymakları buluşarak Karaman ailesinden olup İran’da bulunan Mustafa Bey’i İçel’e davet ettiler; bu sırada sultan II. Bayezit, Mora seferinde tekirdağ travesti bulunuyordu. Yeniden harekete geçecekleri anlaşılan Karamano- ğullarmın üzerine Amasya valisi şehzâde Ahmet ile Konya valisi Şehinşah ve oğlu Beyşehir sancakbeyi şehzâde Mehmet gönderildi; bunun üzerine Ka-ramanoğlu, Haleb’e kaçtı (1502). Mora’dan dönen sultan, İçel’e veziri âzam Mesih Paşa’yı göndererek Karamanlı memleketlerinde huzur ve güven sağ-ladı. KaramanoğluMustafa Bey, 1513 yılında Mısır’da vebadan hayatı¬nı kaybetmiştir.

Ishak Bey-Pir Ahmet mücadelesi

İbrahim Bey, ölümünden önce veliaht atadığı büyük oğlu Ishak Bey’e yukarda değinildiği üzere, başkenti Silifke olan İçel taraflarını vermişti. İshak Bey, travesti babasının ölümünden sonra hükümdar olmuşsa da Silifke*den devlet başkenti Konya’ya gelemedi; çünkü İshak Bey’in kendisine karşı çıkan kar¬deşi Pir Ahmet Bey de Konya”1 da kendisini hükümdar ilân etmişti; böylece Karamanlı Beyliği ikiye ayrılmış oldu. İshak Bey, Pir Ahmet Bey’e karşı kendisine yardım eder ümidiyle Memlüklü sultanına tâbi olmak istediyse de on¬dan hiçbir askerî yardım almadı; Pir Ahmet’e karşı koyacak güçte de olmadığından ailesini Silifke*de bırakıp Doğu-Anadolu*daki başkenti Diyarbakır olan Akkoyunlu hükümdarı Uzun Haşan’a giderek yardımını istedi ve ondan sağladığı kuvvetlerle de Karamanlı Beyliğini yeniden elegeçirdi; Pir Ahmet Bey ise memleketi terk ile dayısının oğlu olan Fatih Sultan Mehmet’e sığınarak Karaman Beyliği’nden bazı yerleri terketmek suretiyle sultandan himaye ve yardım sözü aldı. Pir Ahmet’in Osmanlılara toprak vermek suretiyle, izmir travesti karaman Beyliğine hâkim olacağını haber alan İshak Bey, Osmanlı sultanına baş- vurhrak “AkşehirBeyşehir ve yörelerinin kendisine vereceğini” bildirdi ise de Osmanlı hükümdarı, onun bu önerisine “Oralar, zaten bizim Hamidoğlu ndan satın aldığımız yerlerdir. Senin bu önerin ölüyü azad etmek demektir, Ç<*r-
şozıba Suyu’nu sınır olarak kabul edersen anlaşırız” cevabını gönderdi. İ s – Jj a k Bey, Osmanlı elçisine olumlu bir cevap vermediğinden sultan, Pir A h – ta e1 ’e yar<llına karar verdi. Pir Ahmet Bey, izmit travesti antalya Sancakbeyi Köse Hamza Bey ’in kuvvetleriyle Karaman’ a girdi. Ermenek veya Dağpa- garı savaşlarında yenilgiye uğrayan İshak Bey, Silifke’ye çekildi; ailesini ora¬da bırakarak yardım sağlamak amacıyla Uzun H a s a n ’ln yanına gitti. Böylece Silifke kalesi dışındaki yerler Pir Ahmet ’in eline geçti; o, kendisine yapılmış olan yardıma karşılık Akşehir, Beyşehir, Şıklan Hisarı, Ilgın ve yörelerini Osman- lılara verdi. Bu olaydan sonra Pir Ahmet, kayseri travesti birkaç yıl Osmanlı devletinin hi¬mayesinde hükümdarlık yaptı (1465). Bununla birlikte ona karşl, bu kez, kardeşi Kasım Bey harekete geçti. Pir AhmetBey, Osmanlılann yardımıyla Ermenek’te Kasım Bey’i yendi. Bunun üzerine durumunu düzelten Pir Ahmet Bey, Osmanlılara terkettiği yerleri geri alma amacıyla Osmanlılann Venedik, Papa, Napoli, Macar, Arnavutluk ve Rodos Şövalyeleri ile tutuştuğu sa¬vaşta yararlandı. Böylece Pir Ahmet Bey ’in 1466’daki bu hareketi üzerine, Fatih Sultan Mehmet, manisa travesti ordusuyla Karaman ülkesine girdi; Pir Ahmet, Larende’ye kaçtı. Konya alındı; ayrıca veziri âzam Mahmut Paşa, Larende’ – ye yürüdü ve burada yapılan savaşta yenilgiye uğrayan Pir Ahmet, Tarsus’a kaçtı. Bunun üzerine Karamanlı Beyliğine Fatih ’in oğlu Mustafa atandı.

Sultan Murat

Sultan Murat, antlaşmanın imzalanmasından sonra derhal Karamanoğ1 u’nun üzerine yürüdü, geçtiği yerlerde taş taş üstünde bırakmadı denecek kadar tahribat yaptı. Bu olayı Aşık Paşazâde(S. 130) şöyle anlatıyor;
“Vilâyeti Karamanı şöyle vurdular kim köylerini ve şehirlerini elek elek ettiler, travesti harap ettiler, Karamanoğlu kaçtı. Taş (Taşelifa girdi. O yıl er oğlan ve kız doğdu meçhulün-nesebtir”. ,
Bunun üzerine İbrahim Bey, eşi olan sultan II. Murat ’ın kız karde¬şi ve veziri Server Ağa’yı barış için sultana gönderdi; Server Ağa, sultana çok yalvarıp yakardı; “daha önceki harekette İbrahim Bey ’in rolü olmayıp? bu kez de bu hareketine asla razı olmadığını ve bu son olayın Turgutoğullarmıa kışkırtmasıyla olduğunu” bildirerek barışı sağladı. Esasen devletin içinde bulunduğu durum sebebiyle barış yapılması gerekli görülüyordu; bu sebeple Karamanoğlu ’na Akşehir, Seydişehir ve Beyşehir bırakıldı. Öte yandan Avrupa’dan
geleö haberlerde pek iyi değildi. Çünkü Papa ’nın teşvikiyle Edirne-Segedin ant¬laşması bozulmuştu.
İbrahim Bey ’in sultan II. M u r a t ’la ile yaptığı Sevgendnâme (yemin ve antnâme) adı verilen bu antlaşma metni, diyarbakır travesti çok açık bir Türkçe ile olup XV. yüzyılın ilk yarışma ait değerli belgelerden sayılır. Bu Sevgendnâme, Karamanoğ- 1 u ’nun ne derecede sıkışık ve aciz duruma düştüğünü göstermektedir. Ahidnâmeye dikkat edilecek olursa İbrahim Bey, antlaşmayı Murat ’m oğlu M e h m e t ’e karşı yapmaktadır; çünkü Karamanoğlu ’yla barış imzalayan sultan Murat, Karaman1 dan dönüşte devlet başkenti Edirne1 ye gitmeyerek “saltanatı, Edirne’ce bulunan oğlu Mehmet’e bıraktığını” söyleyerek ordudan ayrılıp Bursa’ya çekilmiştir. Yine bu ahidnâmede İbrahim Bey, her yıl bir oğluyla kendi as-kerini Osmanlı devleti hizmetine göndermeyide kabul etmektedir.
İbrahim Bey, eskişehir travesti bu barıştan bir süre sonra güneyde Kilikya Kıbrıs krallığı¬na ait olan Korikos müstahkem mevkiini 1443’de feth ile Frankları Anadolu kıyı-larından uzaklaştırdı. Çünkü bu müstahkem mevki, Karamanlı memleketlerini sürekli olarak tehdit edecek konumda idi. Çünkü Kilikya’ya yönelmek isteyen Ka-ramanlılara burası engel oluyordu. Bu sebeple eskiden beri Türkmenler zaman zaman Korikos’ u feth için saldırılarda bulunuyorlardı. İbrahim Bey, bütün bu nedenlerle Osmanlılarla barış yaptıktan sonra Korikos’u fethetmişti (1448).
II. Murat ölümünden (1451) sonra oğlu II. Mehmet ’in hükümdar ol¬ması İbrahim Bey’i ümitlendir mişti. Aydın ve Menteşe Bey ailelerini kışkırtıp kendisi de Antalya’yı feth için harekete geçti. Bunun üzerine sultan II. Mehmet, Karamanoğlu üzerine Oğuzoğlu İsa Bey’i göndermek istediyse de veziri âzam Çandarlızâde Halil Paşa, fethiye travesti bunu uygun bulmadı., Durumun ciddiliği sebebiyle sultan, İshak Paşa’yıMenteşeoğlu II. İlyas Bey üzerine sevkettirdiği gibi, Karamanoğlu üzerine de bizzat kendisi gitti (1451). Bunun üzerine Ermenek taraflarına ve Taşeli’he çekilen İb¬rahim Bey, sultana karşı koyamayarak bilgin Molla Veli ’yi gönderip ba¬rış istedi. Sonunda Karamanoğlu, Varna savaşından önceki kritik durumda II. Murat ’ın onayı ile “işgal etmiş olduğu Akşehir, Beyşehir ve Şeydişehir’i Osmanlılara bırakıp, Ilgın sınır kabul edilerek ve seferlerde Osmanlı ordusuna asker vermeyi” taahhüt etti. Bununla birlikte İbrahim Bey, bu antlaşmayı yapmasına rağmen Osmanlılardan öç almak niyetinde idi. Bu amaçla o, gaziantep travesti gizlice Osmanlı devleti aleyhine Venediklilerle ittifaka çalıştı. İstanbul’un fethi, esasen Venediklileri telaşa düşürmüştü. İşte tam bu sırada Venedik elçisi Giovani M o – cenigo, İbrahim Bey’le bir antlaşma yapmak için Konya’ya geldi (1453). Bu antlaşma görünüşte bir ticaret anlaşması idi, gerçekte ise İbrahim Bey ’- m antlaşma mektubundan da anlaşılacağı üzere, müşterek bir düşmana (Osman- h) karşı ittifak niteliği taşımaktadır. İbrahim Bey, işte bu amaçla Venedik¬lilere geniş ticarî imtiyazlar vermiştir. Bu ticaret antlaşmasına göre İbra¬him Bey, “kendi sınır ve topraklarında Venedik tüccarlarından hiçbir vergi almamayı” taahhüt etmekte, ayrıca kendi halkı ile Venedikliler arasında vukua
gelecek ticarî ilişkilerde, Venedik tartı ve ölçülerinin kullanımına izin verme^ dir. Bunlardan başka Venedik Cumhuriyeti ’nin istediği yere, muhakeme hakkı kişine sahip bir konsolos göndermesine ve memleket dışında otursalar bile, taciri için, Venedik hükümeti tarafından bir ticaret başkanı atanmasına izin verilmiş. ;
İbrahim Bey, Fatih Sultan Mehmet’in Kastamonu ve Trabzon ferlerinde, antlaşma gereğince, oğlu kumandasında asker gönderdi; sultan sefer den sonra İbrahim B ey ’in oğluna hil’at giydirmistir (1461).
İbrahim Bey’in yaş sırasına göre Mehmet, İshak, Pir Ahmet Kasım, Karaman, Alâeddin, Süleyman, Nûre Sofî adlarında sekiz oğlu vardır. Bunlardan Pir Ahmet ile Kasım ve Alâeddin Bey. ler,Çelebi Sultan Mehmet’in kızından doğmuşlardır. Meh m e t B ey babasının sağlığında ölmüş, en büyük oğlu olarak hayatta kalan Ishak Bey ’iö annesi ise başka bir kadın idi. İbrahim Bey, büyük oğlu Ishak B e y ’i ve. liaht ve başkenti Silifke olan İçel valisi yapmıştı. İshak Bey, babasının sağlı- ğmda yönetimi bizzat ele almış ise de kardeşleri, bunu hoş karşılamamışlardı. Babalarının hastalığının ağırlaşması üzerine, oğullarından Pir Ahmet Bey, Konya ilerigelenleri ile anlaşıp hükümdarlığını ilân etmişti; bunun üzerine he¬nüz hayatta olan İbrahim Bey, oğlu İshak Bey’le birlikte Konya-Altmapa yolu üzerindeki Gevele kalesine kaçtı. Çok geçmeden İbrahim Bey, burada 60 yaşında olduğu halde hayata gözlerini yummuştur (Temmuz/Ağustos 1464). Ce¬nazesi Larende ye götürülerek orada yaptırmış olduğu imaret Medresesine bitişik olan türbesine defnedilmiştir.

Antalya Kuşatması

Ali Bey, kardeşi Mehmet Bey’in Antalya kuşatması sırasındaki ölümü* nü haber almca Konya’ya gelerek hükümdarlığını ilân etti; İbrahim B ey ile Isa Bey şehirden çıkarıldılar. Bunun üzerine iki kardeş, Osmanlı hükümdarı II. Murat ’ın yanına giderek ondan yardım istediler. Sultan Murat, İbra* h i m ve I s a Bey ile, daha önce Antalya kalesine sığınan Ali B e y ’i kız kar¬deşleriyle evlendirmişti. İsaveAli Bey ’ler, Osmanlı devleti hizmetine kabul edilerek kendilerine Rumeli’de birer sancak verildi, İbrahim Bey ise bir mik¬tar kuvvetle Karaman’a gönderildi; bu sebeple İbrahim Bey, Osmanlılann bu yardımına karşı, travesti daha önce Osmanlılara ait iken Timur tarafından Kara- manoğullarına verilmiş olan İsparta ve Eğridir’i Osmanlılara geri vermeyi ka¬bul etmiştir. İbrahim Bey, Osmanlı kuvvetleriyle birlikte hareketle Bengî Ali Bey ’den Konya’yı aldı, Ali Bey ise eski başkenti olan Niğdej ye çekildi. Bununla birlikte İbrahim Bey, amcası Ali B e y ’e Akşehir’i dir¬lik olarak vermiştir (1424).
İbrahim Bey
Mehmet Bey’in büyük oğlu İbrahim Bey, Osmanlılann yardımıyla amcası Ali B e y ’i Niğde’ye çekilmeye mecbur edip, aydın travesti yönetimi eline aldıktan Son¬ra (1424) Osmanlılarla dostluğunu bozdu ve Osmanlılara bırakmış olduğu İspar¬ta., Eğridir ve yörelerini yeniden elegeçirmek için fırsat kolladı. Böylece o, Bizanslılardan Venediklilere geçen Selânik’i üçüncü kez fetheden Osmanlılara karşı Sırp Despotu ve onun aracılığıyla Macarlarla Osmanlılar aleyhine ittifak yaptı. Bu ittifak gereğince İbrahim Bey, Anadolu’ da, müttefikler de Rume¬li’de Osmanlılara karşı saldırıya geçeceklerdi. Evrenoğlu Ali Bey’in 1433 yılında Macaristan’a giriştiği saldırıda başarılı olamamasf üzerine, ittifak uyarın¬ca Macarlar, saldırıya geçti; İbrahim Bey de Beyşehir’i elegeçirdi; buranın sancakbeyi Şarabdar İlyas’ıda tutsak alarak Hamideli (Isparta)’ Öte yandan Sırplar ve Macarlar, Güvercinlik kalesine saldırıya geçtilerse de Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa’nın bodrum travesti karşı harekâtı üzerine bozulup çekilmek zorunda kaldılar.
Rumeli’deki tehlikeli durumun düzeltilmesi üzerine sultan Murat, Osman- h kuvvetlerini, Karamanoğlu ’na karşı şevketti. Bu kuvvetler, Akşehir’den başlayarak Beyşehir, Seydişehir, Saideli ile Konya ve Karaman’a ait İçel dışında¬ki bütün yerleri elegeçirdi. Ayrıca Karamanoğlu ’nun en çok güvendiği Var-sak oymağı üzerine de kuvvet gönderildi. Bu arada Konya halkının Afyonka- rahisar’a sürülmesi emrolundu. Bu tehlikeli durum üzerine İbrahim Bey, büyük bilginlerden Mevİâna Hamza’yı sultana elçi olarak gönderip barış isteğinde bulundu fakat sultan Murat, bunu kabul etmedi; o, ordusunda bulu¬nan İbrahim Bey ’in kardeşi İsa B e y ’i Karaman hükümdarı yapmak pi- yetinde idi, bursa travesti fakat bazı ordu erkânının ve özellikle Mevlâna Hamza’nm ricalariyle “almış olduğu yerleri geri vermek ve bir daha antlaşmalara aykırı ha¬rekette bulunmamak” şartlarıyla barış yapıldı (1435). Bu olaydan bir süre sonra İbrahim Bey, daha önce Karamanoğullarına ait iken Memlüklü sultanı ta¬rafından babasından alınarak Dulkadıroğlu Nâsıreddin Meh¬met B e y ’e verilen Kayseri’yi 10 bin altın karşılığında Karamanlı ülkesi sınırları içine almak istiyordu. Memlüklü sultanı önce bunu onayladı ise de sonradan bun¬dan vazgeçti (1434). Bunun üzerine İbrahim Bey, Kayseri üzerine yürüyüp elegeçirdi (Nisan 1435). Bununla birlikte Kayseri’nin kaybı Osmanlılarla Mem- lüklülerin arasının açılmasına neden oldu. Şöyleki; Dulkadıroğlu Nâsıred- d i n Bey, Memlüklere tâbi olduğu sıralarda Kayseri’ye sahip bulunuyordu. Fakat sonra Memlüklü sultam Melik Eşref Barsbay’a karşı olan Can Bey S o – f u Anadolu’ya kaçmıştı; Nâsıreddin Bey de bunu yakalatarak hizmeti kar¬şılığında sultandan para istemişti. Nâsıreddin Bey, bu isteğinin yerine getirilmemesi üzerine Can Bey Sofu ’yu salıverdi ve bu durum Memlüklü sultanının Nâsıreddin Mehmet Bey aleyhine durum olmasına sebep oldu. Öte yandan Karamanoğlu İbrahim Bey ’de bu fırsatı kaçırmayarak Kay- seri’yi satın almak üzere, Memlüklü sultanına başvurdu. Sıkışık duruma düşen Dulkadıroğlu, Kayseri’ yi elegeçiren Karamanoğlu ’na karşı OsmanlI¬lardan yardım sağlamak üzere, oğlu Süleyman Bey’i Aralık 1436’da sultan II. Murat’a gönderdi. Öte yandan II. Murat, Kayseri’yı aldıktan sonra Os- manlı topraklarına saldırarak Amasya’yı kuşatan İbrahim Bey ’den intikam almak amacıyla Dulkadıroğlu Süleyman Bey’e kuvvet gönderdiği gibi, Tokat Sancakbeyine de “bu kuvvetlere katılmasını ve Kayseri’yi elegeçirmelerinii” emretti; böylece 1436’da Kayseri geri alındı. Bundan sonra İbrahim Bey ’in Osman- lıların yanında bulunan Isa Bey, Karamanlı topraklarına akınlar yaptı, Akşe-hir’i aldı. Fakat o, bu akınların birinde şehit oldu. Böylece Memlüklü devletinin Karamanoğlu ’na ve Osmanlılarm da Dulkadıroğlu ’na yardımları so¬nucunda, Osmanlı ve Memlüklü devletlerinin arası açıldı. Melik Eşref Bars- bay, Karamanoğlu ’na yardım etmeleri hususunda Şam valilerine emirler
verdiği gibi» kendisi de bizzat sefere çıkmaya hazırlandı; fakat bu sırada i | r b i m B e y ‘in OsmanlIlarla barış yapmak zorunda kalması üzerine Anadolu H «ura kavuşmuş oldu (Mayıs 1437). İbrahim Bey, denizli travesti bu olaydan sonra 1| S (hmanlılara karşı hiç bir harekette bulunmadı. Fakat 1441 ve 1442 yıllarında m cariston’a ük»n yapan Türk akıncı kumandanı Mezid Bey’in Hermanştad BM de şehit olması ve çok geçmeden de Kula Şahin Paşa ’nm bozguna uğrama8 üzerine, Osmanlılara karşı oluşturulan Haçlı ittifakına Karamanoğlu jg| rahim Bey de katıldı. Bu amaçla İbrahim Bey, Bizans imparatoru aracı, lığıyla Macar kralına başvurarak onu Rumeli’de harekâta başlamaya teşvik etti Haçlı ordusu, Semendire’yi işgal ile Alacahisar, Şehirköy ve Niş ilçelerini yafop yıktı, halkını da tutsak aldıktan sonra Sofya üzerine yürüdü. Bu sırada Anado¬lu’da durumu kendisi için uygun bulan Karamanoğlu İbrahim B e y ’in damadı Turgutoğlu Haşan Bey kumandasında gönderdiği kuvvetler An- karo, Kütahya ve Afyon illeriyle, Bolvadin, Beypazarı, Hamideli yörelerine ka¬dar olan yerleri yakıp yıktılar. Böylece iki düşman arasında kalan Osmanlılar, Haçlılara karşı en kuvvetli birliklerini göndermekle birlikte Amasya valisi şeh- zade A 1 â e d d i n kumandasında da Karamanoğlu ’na karşı bir miktar kuv¬vet şevkettiler. Karamanoğlu ’nun Haçlılarla birlikte Osmanlı topraklarına saldırı, yağma ve tahripte bulunmasını Müslümanlıkla bağdaştıramayan sultan Murat, Suriye ve Irak’taki büyük İslâm bilginlerine başvurarak “K araman- oğlu hakkında fetva vermelerini” istedi. Çok geçmeden sultan, ünlü bilgin Ibn Hacer Askalanî, Sadettin Deyrî, Abdüsselâm Bağda¬dî, Bedreddin Tunusî ve Bedreddin Bağdadî gibi dört mezhep oto¬ritelerinden aldığı fetva üzerine Karamanoğlu ’ndan çok ağır biçimde öç almaya karar verdi; esasen çıkarılan fetvaların üçü çok ağırdı. Bu arada sultan Murat, Balkan dağlarını aşıp Filibe ve Varna yakınlarına kadar gelen Haçlı-larla barış yapmaya karar verdi; böylece Edirne’ye gelen Haçlı heyetiyle Edirne- Segedin antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı (Temmuz 1444).

Ali Bey

Daha önce görüldüğü üzere, kardeşi Mehmet Bey ’in Karamanlı Beyliği hükümdarı olduğu sırada, Ali Bey ona tâbi olarak Niğde emîri bulunuyordu (1409). Fakat o, travesti kardeşiyle aralarının açılması sebebiyle Niğde’de duramayarak 1415’de Kahire’ye gitmişti. Daha sonra Mehmet Bey’in Memlüklü sultanına karşı bir durum alması üzerine, ona karşı sevkedilen Memlüklü ordusuyla birlik­te Anadolu’ya gelip, Niğde’ye gitmiş ve Memlüklü sultanı tarafından bütün Kara­manlı Beyliği kendisine verilmişti (Ocak 1420). Böylece Ali Bey, kendisine teslim olmayan Konya’dan başka, adana travesti bütün Karamanlı Beyliği’ne sahip olmuştur.

Memlüklü sultanı Melik Müeyyed’in ölümü ve Melik Zâhir S e y – feddin Tatar ’ın sultanlığa geçmesi (1421) üzerine, Karamanoğlu Meh­met Bey, alanya travesti serbest bırakılarak bir kısım Karaman toprakları kendisine verilmiştir. Mehmet Bey’in oğlu İbrahim Beyin Osmanlılarm yardımıyla Konya ve Larende’yi elegeçirmesi üzerine, Ali B e y de Niğde’ye çekilmiş ve yine Memlüklü sultanının himayesine girmiştir. Böylece Karamanlı Beyliği, Memlüklü sultanına tâbi olarak ikiye bölünmüş ve A 1 i Bey, kardeşinin ölümüne kadar Niğde emîri olarak kalmıştır.

Mehmet Bey (ikinci kez)

Melik Müeyyed’in yerine Memlüklü sultanı olan Seyfeddin Tatar’­ın emriyle, bir kısım memleketlerine yeniden sahip olmak üzere affolunan Meh­met Bey, Kıbrıs yoluyla memleketine geldi. Oğlu İbrahim Bey, daha önce

Bk /

görüldüğü üzere, amcasından Konya ve harende yi almış olduğundan, ]V| 111 met Bey, ikinci kez hükümdar oldu ise de Memlüklü devletinin himayesi,,^ bulunmakta olan kardeşi Ali B e y ’e karşı herhangi bir harekette bulunamadl Bir süre sonra Mehmet Bey, Osmanlı devletindeki saltanat değişikliği,,^ istifade ile, Teke beyi H a m i d o ğ 1 u Osman B e y ile ittifak yaparak Osman. Uların elinde bulunan Antalya kalesini elegeçirmeyi planladı. Bunu haber ala,, Antalya emîri Hamza Bey, müttefiklerin birleşmelerinden önce, H a m i d o ğ. lu Osman Bey’e bir baskın yaparak onu öldürerek bertaraf etti. Öte yandan Mehmet Bey, yanında oğulları İbrahim, Ali ve Isa Bey ’ler olduğu hal. de, antalya travesti harekete geçerek Antalya’ yı karadan kuşatmaya başladı. Mehmet B e y, hu. şatmayı yönettiği sırada, kaleden atılan bir gülle parçasının isabetiyle hayatım kaybetti; bunun üzerine oğulları İbrahim ve İsa Bey ’ler babalarının cese. diyle birlikte harende’ye kaçmak zorunda kaldılar (Şubat 1423).

Mehmet Mirza Bey

Ankara savaşından sonra Osmanlılarm işgal ettiği Germiyan, Saruhan, Ay­dın, Menteşe ve Teke Beylikleri, yine eski beylerine verildiği sırada, Karaman Bey­liği de Alâeddin Ali Bey’in oğulları olup Timur ’un torunu Mehmet Mirza tarafından Bursa’nm işgali sırasında kurtarılan Mehmet ve Ali Bey’- lere verildikten başka, Osmanlı topraklarından da Beypazarı, Sivrihisar, Kırşe­hir, Kayseri ve yöreleri onlara verildi. Mehmet Bey, Karaman hükümdarı olarak Konya’yı başkent yapmış ve Bengi lâkabıyla anılan kardeşi Ali B e y de kendisine tâbi olarak Niğde emîri olmuştur. Böylece Mehmet Bey de Timur’a tâbi oldu ve adına, Kayseri, Konya, harende ve Eğridir’de para bastırıp hutbe okuttu. Karamanlı ailesinden olup yukarda adlarından sözettiğimiz Süley­man B e y ile oğlu Şeyh Haşan ise ellerindeki Mut, Ermenek, İçel ve Taşeli’- ni Mehmet Bey’e bırakmak zorunda kaldılar, travesti holva kalesine kaçan Şeyh Haşan Bey, Bengî Ali Bey tarafından öldürülmüştür. Mehmet Bey, Os- manlı şehzadeleri arasındaki saltanat kavgalarından da istifade etti. Şöyleki: O, Osmanlı hükümdarı Çelebi Sultan Mehmet ’in, Rumeli’de kardeşi Mu­sa Çelebi ile mücadele ettiği sırada, sultanın müttefiki olan Germiyan hüküm­darı Yakup Bey ’in topraklarına saldırarak (1141), Afyonkarahisar, Kütahya ve yörelerini elegeçirdikten sonra Bursa’ya gelip şehri tahrip etti; kalesini kuşattı ise de Hacı İ v»z Paşa mn şiddetli savunması sebebiyle alamadı. Bu sırada Çelebi Sultan Mehmet, kardeşi Musa Çelebi ’yi yenilgiye uğrattık-

 

tan sonra onu, yakalatıp öldürttü, cesedini defnedilmek üzere, Bursa ya di. Tabutun Murat Hüdavendigâr Türbesi’nı gömülmek için Çekirgeye geldiğe haber alan Karamanoğlu, bizzat giderek daha önce tanımış olduğu M u 8 Çelebi ’nin -çünkü MusaÇelebi kardeşiyle mücadele sırasında bir ara K a ramanoğlu ’nun yanına kaçmıştı- tabutunu açıp onun olduğunu görünce< son derecede üzülerek ağladı. Bu arada Karamanoğlu, Çelebi S u 11 a Mehmet’in Bursa üzerine gelmekte olduğunu haber alınca Bursa’ yı ateşe ver. di ve geldiği yol kapanmış olduğundan Kirmastı (Kemalpaşa) üzerinden Karaman\ döndü (1413). Öte yandan Çelebi Sultan Mehmet, beraberinde C a n d a r. oğlu İsfendiyar Bey ve kuvvetleri olduğu halde, Ger m iy anlı hüküm, darı Yakup Bey ile buluştu; daha sonra o, Karamanoğlu ’nun iki buçuk yıldan beri işgali altında kalmış olan Kütahya’yı geri aldıktan sonra Karamanh topraklarına girdi; Karamanoğlu, istanbul travesti sultanla giriştiği savaşta yenilerek yalnız başına kaçtı. Sultan, daha önce Osmanlılara ait olup Timur tarafından Kara- manoğullarına verilmiş olan Akşehir, Beyşehir \e Otluk Hisarı’nı aldıktan sonra Konya’yı da kuşattı ise de alamadı, sonunda Karamanoğlu ’nun başvurusu üzerine “elegeçirilen yerler Osmanlılarda kalmak üzere” barış yapıldı (1414). Fakat bir süre sonra Çelebi Sultan Mehmet ’in, Canik (Samsun) yörelerinde bu­lunduğu sırada, Karamanoğlu Mehmet Bey, yeniden saldırılara başla­dı. Bunun üzerine Osmanlı hükümdarı, geri dönerek Ankara’ya geldi ve üzüntüsünden hasta oldu. Bu sebeple Çelebi Sultan Mehmet’in Anado­lu Beylerbeyi ve saltanat Atabeği Bayezit Paşa, eskiden beri tanıdığı Kara­manoğlu Mehmet Bey’e bir mektup yazarak “sultanın hasta olduğunu, eğer sultan ölecek olursa Osmanlı saltanatını elegeçirmenin, ölmediği takdirde de ba- nş yapmanın mümkün olacağını” bildirdi. Karamanoğlu bunun bir hile ol­ması ihtimalini düşünerek gönderdiği bir casus vasıtasıyla gerçek durumu öğrendi ve barışa razı oldu. İşte bu sırada Bayezit Paşa, ansızın Karamanoğlu ’- nun ordugâhına baskın yaparak onu gafil avladı, kendisini ve oğlu Musta­fa B ey ’i yakalatıp Ankara’daki Osmanlı karargâhına getirdi. Çele­bi SultanMehmet, sözünde durmaması sebebiyle Karamanoğlu ’nu şid­detle azarladı; Karamanoğlu özür diledi, “Yaptığı antlaşmayı bir daha boz­mayacağına dair” ant içti (1415). Bu sebeple Karamanoğlu, Çelebi Sul­tan Mehmet devrinde hiçbir saldırıda bulunmadı; bununla birlikte o, OsmanlI­lardan çekindiği için Memlüklü sultam Melik Müeyyed’in himayesine girdi ve hattâ onun adına para da bastırdı.

Ramazanoğlu Ahmet Bey, Ocak 1420’de Timur ’un Anadolu da bulunduğu sırada, Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından elegeçirilen Tarsus’u geri alarak Memlüklü sultanı Melik Müeyyed adına hutbe okutmuş­tu. Öte yandan Mehmet Bey ise Tarsus’un geri alınması için fırsat kolluyor- du. Nitekim o, iki yıl sonra Mısır ve Şam emirleri arasındaki anlaşmazlıktan istifade ederek oğlu Mustafa Bey kumandasında sevkettiği kuvvetler, Tarsus’u yeni­den elegeçirdi ve dolayısıyla Memlüklü sultanıyla arası açıldı; çok geçmeden Mem-

Jüklü kuvvetleri Tarsus u geri aldı ise de bu kez, KaramanoğluileRama* 2 a o o ğ 1u birleşerek Tarsus’a yeniden sahip oldular. Bunun üzerine Memlüklü sulta111 Melik Müeyyed, oğlu İbrahim kumandasında, her ikisine karşı üzerine bir ordu gönderdi ve “D ulkadıroğlu ’nun da sefere katılmasını” em- retti. Sultanın oğlu İbrahim, Anadolu’ya gelerek Mehmet Bey ’in valisi Şeyh Çelebi ’nin şehirden kaçması üzerine, Karamanlılara ait Kayseri’ yi ele­geçirdi ve şehri, Dulkadıroğlu’na teslim etti. Daha sonra 27 gün kuşatılan Niğde ile Larende de elegeçirildi; Mehmet Bey ise Taşeli’ne kaçtı (1419). Böylece Karamanlı memleketleri yine Memlüklü devletinin himayesinde olarak Meh­met Bey ’in kardeşi Niğde emîri Ali B ey ’e verildi. Mehmet Bey ’in ço­cuklarından büyük oğlu İbrahim Bey, Osmanlılara sığındı; bunun üzerine İbrahim Bey’in teslimi için Memlüklü sultanı tarafından Osmanlı hüküm­darı Çelebi Sultan Mehmet’e bir mektup gönderildi ise de bu istek yeri­ne getirilmedi. Bu olaylardan sonra Karamanoğlu Mehmet Bey ile Ramazanoğlu İbrahim Bey, istanbul travestileri birlikte Kayseri’ yi geri almak için hareke­te geçtilerse de başarılı olamadıktan başka, savaşta Mehmet Bey tutsak alın­dığı gibi, oğlu Mustafa Bey de şehit oldu. Mehmet Bey, Kahire’ ye götürü­lüp hapsedildi (Ocak 1420); bunun üzerine bütün Karamanlı memleketleri de Mehmet Bey ’in kardeşi Bengî Ali Bey’e verildi.

Alâeddin Ali Bey’in Öldürülmesi

Genellikle Osmanlı kaynaklarında A lâeddin Ali Bey ’in öldürülme ta. rihi, 1390—1392 yılları arasında kaydedilir. Halbuki Bezm ü Rezm’de, onun 1396 yılında hayatta olduğu görülüyor. Bundan başka Yıldırım Bayezit’in Niğ. bolu Savaş ı’nda Osmanlılara tutsak olan ve Yıldırım Bayezit ile Karaman seferinde birlikte bulunan Şiltberger (Schiltberger), Ali Bey’inöl- dürülme olayını, hatıratında yazmıştır. Takvimi Nücûmî’de de A1 i B e y ’in öl- dürülmesi 1398 yılında vukubulduğu belirtilmiştir.

Alâeddin Ali Bey, sultan Yıldırım Bayezit ’in Rumeli’de Eflâk seferinde bulunmasını fırsat bilerek Ankara’ya baskın yapıp Anadolu beylerbeyi Sarı Timürtaş Paşa’yı tutsak-alarak Konya’ya götürmüştü. Bu olayı ha­ber alan Yıldırım Bayezit, travesti seferden döner dönmez ona karşı yürüdü. Öte yandan Ali Bey, Bayezit ’in kendisine karşı harekete geçtiğini haber alın­ca Timürtaş Paşa’yı şerbet bırakarak onu bir heyetle ve değerli armağan­larla birlikte barış için sultana gönderdi. Bayezit, bunu kabul etmeyerek onunla savaşa girişti. Bu savaşta B ay e z i t ’in yanında bulunmuş olan Şiltberger savaşı şöyle anlatıyor:

“Ben, sultanın beraberinde bulunduğum sıralarda, sultan Bayezit, eniş­tesi Karamanoğlu ’na karşı sefere çıktı; 160 bin kişi ile harekete geçti, bunu haber alan Karamanoğlu, 70 bin kişilik bir kuvvetle ona karşı çıktı; iki or­du Konya önünde karşılaştı, iki taraftan hiçbirisi birbirlerine karşı üstünlük sağ­layamadı. Savaşın başladığı gece, Bayezit, ordudan ayırdığı 30 bin kişiyi düşmanın gerisine şevketti; böylece ertesi günkü savaşta, iki ateş arasında kalan Karamanoğlu, Konya’ya kaçarak kaleye kapandı. Bayezit, Konya’yı on gün süreyle kuşattı; şehir halkı ‘can ve mallarının bağışlanması karşılığında şehri teslim edeceklerini’ Bayezit’e bildirdiler; o da bunu kabul etti. Kalede bulu­nan Karamanoğlu Ali Bey, ankara travesti sultanın şehre girdiğini görünce atlı kuvvet­leriyle saldırarak onunla şehir içinde savaştı. Eğer halktan kendisine yardım eden kimseler olsaydı B a y e z i t ’i şehirden atabilecekti. Fakat hiçbir yardım görme­yince tutsak alınıp sultanın katına getirildi. Bayezit ,Karamanoğlu ’na: “Niçin bana itaat etmedin?” diye sorunca Ali Bey ’in “Niçin sana itaat ede­yim, ben de senin gibi bir hükümdarım” diye cevap vermesi üzerine, buna çok kızan Bayezit, Karamanoğlu ’nun kimin tarafından öldürüleceğini üç kez sordu. Üçüncüde birisi çıkarak Karamanoğlu ’nu alıp götürdü ve başını kes­ti. Bayezit, ankara travestileri daha sonra Karamanoğlu ’nu öldürenin de başını kesti; bu­nun sebebi, onun acele edip onu hemen öldürmesi idi”.

Osttıonlı kaynakları ise Ali Bey in daha önce Ankara’ya saldırıp yakaladı­ğa                   valisinin Timürtaş Paşa ’ya teslim edilerek onun  tarafından öl­

dürüldüğünü kaydederler. Karamanoğlu ’nun başı bir mızrağa takılarak şe­hir şehir dolaştırılıp halka gösterildi.

Sultan Bayezit, Konya yı aldıktan sonra harende (Karaman)’ye yürüyüp şehrin teslimini istedi. Larendeliler, “can ve mallarının bağışlanmasını ve A 1 i Bey’in iki oğlundan birinin Karaman Beyi olmasını” istediler. Sultan, can ve mallarını bağışlamayı kabul etti, fakat şehre “oğullarından birisinin veya bir emîrin atanacağını söyleyince şehir teslim edilmedi ve savunmaya geçildi. Bunun üzeri­ne sultan Bayezit, kaleyi almak için kuşatma makinası yapılmasını emretti. Alâeddin Ali Bey ’in eşi ve oğulları, şehrin ilerigelenlerini toplayıp “B a – yezit ’in kuvvetli bir orduya sahip olduğunu” söyleyerek savaşa engel oldular. Böy- lece Alâeddin ’in iki oğlu (M ehmetveAli) anneleriyle birlikte kaleden çıkıp anahtarlarmı Bayezit’e teslim ettiler (1398). Böylece Yıldırım Bayezit, güney bölümü dışında Karamanoğulları devletine son verdi. Mut, Ermenek, İçel, Taşeli ve yöreleri, Karamanlı ailesine mensup olan Süleyman Bey ve oğlu Şeyh Has a n ’ın yönetiminde kalmıştı; Alâiye ise yine Karamanoğullarına men­sup bir ailenin elinde bulunuyordu. Esasen Karamanlı Beyliği, 1398’den 1402 yı­lma kadar dört yıl, Bayezit ’in Timur tarafından tutsak alınmasına kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır.

Alâeddin Ali Bey

Alâeddin Ali Bey, yiğit, azimli, mücadeleci bir hükümdardı. Osmanlı sultanı Murat, onun kızı Melek Hatun’la evlenmiş ve ondan Mehmet ve A1 i adlarında iki oğlu dünyaya gelmiştir. Ali Bey, komşusu Hamidoğulla- rından bazı yerleri elegeçirmiş, Germiyan hükümdarı Süleyman Şah’ın top­raklarına saldırmış, 1375’de Kayseri’ye bir baskın yaparak Eretna hükümdarı

Sivas’a kaçırmış ve daha sonra da Sivas hükümdarı Kadı Burha- d d i n A h m e t ile mücadelelere girişmiştir; böylece o, kendisinden çekinilir 116 kümdar olduğunu göstermiştir. O, bir ara Ö m e r o ğ 1 u Cüneyt ’den aldı ise de daha sonra kendisine karşı harekâta başlayan Kadı Burhaneddin karşısında tutunamayarak geri çekilmek zorunda kalmıştır (1386).

Ali Bey, kayınpederi sultan M u r a t ’ın Rumeli’de fetihlere devam ettiği sırada, Osmanlılarm Hamidoğlıi Hüseyin Bey ’den 80 bin altına satın almış oldukları Yalvaç, Karaağaç, Seydişehir, Beyşehir ve yörelerine saldırılarda bulundu ve travesti kendileri için çok önemli olan Beyşehir’i elegeçirdi. Buna çok üzülen sultan Murat, bizzat ona karşı harekete geçti; Ali Bey, barış yapmak istedi ise de sultan, “Kendisinin küffarla mücadele ettiği sırada, ortada hiç bir sebep yokken, bir Müslüman hükümdarına saldırması sebebiyle sözüne güveneme- yeceğini” bildirerek onun önerisini reddetti. Öte yandan Ali Bey, kendi kuv­vetlerine ilâve olarak oymak kuvvetlerini de toplamıştı. Konya önünde yapılan savaşta, sol kol Osmanlı kumandanı, oymak ve Moğol kuvvetlerini bozguna uğrat­tığı gibi, Timurtaş Paşa da Ali Bey’in kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Bu­nun üzerine Ali Bey, travestiler ağırlıklarını bırakarak Konya kalesine kaçtı. Çok geçmeden Konya’ya giren kuvvetler, kalede Ali B e y ’i kuşatmaya başladılar; sonunda Ali Bey, eşi Melek Hatun’u sultan M u r a t ’a yollayarak barış istedi. Bu­nun üzerine “ Osmanlılarm Hamidoğullarından aldığı yerleri geri vermek” şar­tıyla barış yapıldı (1386). Ali Bey ayrıca, “Hiçbir zaman saldırılarda bulunmayacağı ve Moğolları kışkırtmayacağı” hususunda kesin güvence vermiş­tir. Fakat sultan M u r a t ’m 1389’da Kosova’da şehit olmasını fırsat bilen Ali Bey, verdiği söze rağmen saldırıya geçti. Yeni Osmanlı hükümdarı Yıldı­rım Bayezit, Anadolu’daki beylerin isyankâr durumlarına karşı, Rumeli’de barış sağlayıp, derhal Anadolu’na geçti ve bir saldırıda Saruhan, Aydın, Menteşe ve Germiyan beyliklerini ortadan kaldırdıktan sonra Karamanoğlu üzerine yürüyüp Konya’yı kuşattı. Öte yandan Ali Bey, Bayezit’e karşı Sivas hü­kümdarı Burhaneddin Ahmet ile Kastamonu hükümdarı Candaroğlu Süleyman’dan yardım istemişti. Bu iki hükümdar, Kırşehir’e kadar gelip Ali B e y ’i oraya davet ettilerse de o, travesti kuşkulanıp gitmediğinden onlar da geri dönüp memleketlerine gittiler; Ali B e y de elegeçirdiği Beyşehir’i geri vererek barışa razı oldu (1390). Fakat o, travestiler çok geçmeden Sivas hükümdarı Kadı Burha- n e d d i n ’e karşı harekete geçip, ona ait bazı yerleri elegeçirdi ise de sonradan buraları geri vermek zorunda kaldı. Fakat Timur ’un Doğu-Anadolu’ya geİip (1394), kendisinin yüksek hâkimiyetini tanıtmak amacıyla; etrafa elçiler gönder­mesi üzerine, Karamanoğlu ve Ali Bey de Timur ’un yüksek hâkimiye­tini tanımak zorunda kaldılar. Özellikle Ali Bey ’in T i m u r ’a itaat ettiğini haber alan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmet, Timur’a karşı ol­duğu için iki düşman arasında kalmış idi. Bu arada Karamanoğlu ’nun Bur- h a n e d d i n ’e ait bazı yerlere saldırması üzerine Burhaneddin, Kara­manoğlu üzerine yürüdü, Aksaray, Zincirli, Salime kalelerini aldıktan sonra

Niğde’yi de kuşattı ise de elegeçiremedi. Şeyh Müeyyed, Karamanoğlu n_ kışkırtmasıyla dayısı Kadı Burhaneddin’e karşı valisi isyan etti (1396); ^ nun üzerine Burhaneddin, derhal harekete geçerek Müeyyed’i tutsak «L öldürdü ve onu isyana teşvik eden Karamanoğlu ’nun topraklarına da 8al<j^ rarak yağmalarda bulundu.

Bahaeddin Musa Bey

Bahaeddin Musa Bey, Larendelilerin daveti (1352) üzerine, Ermenek’­ten gelerek ikinci kez Larende emîri oldu. Şikârî ’ye göre, bir yıl sonra Sivas ve Kayseri emîri Eretnaoğlu Mehmet Bey ile yaptığı savaşta galip gelmiş
ve bundan zaman sonrada beyliğini iyi bir şekilde yönetmiştir. Fakat o, kendisinden İpi rliğini almak isteyen yeğeni Seyfeddin Süleyman ve Karamatu ’in harekete geçmeleri üzerine, yeğenleri Alâeddin ve Seyfeddin Süleyman Bey ’leri yanma çağırarak yönetimi onlara teslim etti. Ancak yaşça daha büyük olan Süleyman, Karamanlı beyi olmuştur (1356)

Bundan bir süre sonra Musa Bey vefat etmiştir.

Yahşi Bey

Yahşi Bey ’in Karaman Bey ’in veya Karamanoğlu M a h« mut B e y ’in oğlu bulunduğu hakkında bazı şüpheler varsa da Mahmut Bey’, in oğlu olduğu, travesti daha isabetlidir. Bununla birlikte Yahşi mahlâsınn) Mahmut B e y ’e ait olduğu da ileri sürülür. Yahşi Bey, Karamanlı Beyli. ğinin ilk emîri olarak 1311’de Konya’da görevli idi. Bu sıralarda Karamanlı aile- sinin reisi olarak harende’de Mecdeddin Mahmut Bey bulunuyordu. Konya’nın Karamanoğullarınm eline geçmesi üzerine, Anadolu’da Moğollar aley. hine olan durumu düzeltmek için Moğol beylerbeyi emîr Çoban, 1314’de kala­balık bir orduyla Anadolu’ya gelerek Konya’yı Karamanoğullarınm elinden almıştı. Emîr Çoban’ın Anadolu’ dan ayrılışından sonra Konya, travestiler yeniden Karamanoğullarınm eline geçmiştir (1319). Timürtaş, 1320’de Konya ve Larende’yi yeniden almış ve 1328 yılı başına kadar onun yönetiminde kalmıştır. Yahşi Bey 1315’de ölmüştür.

Süleyman Bey

Seyfeddin Süleyman Bey, Karamanoğlu Mahmut Bey’in torunu ve Halil Bey ’in oğludur. 1356’da hükümdar olup, travesti beyliği beş yıl kadar sürmüştür. O, daha önce amcası Musa Bey ’in Ermenek’ten Larende merkez emirliğine gelmesi üzerine, Ermenek emîri olmuştu. Kendisinden sonra da Erme­nek’e kardeşi Alâeddin Ali Bey getirilmiştir. Seyfeddin Süleyman, Sivas emîri Eretnaoğlu Mehmet Bey ’in işbirliği yaptığı Karamanlı emîri tarafından hile ile sarayından çıkarılarak öldürülmüş (Ocak 1361), yerine karde­şi Alâeddin Ali Bey hükümdar olmuştur. Süleyman Bey’in mezarı, Ka- raman’ da Mevlâna’n m annesinin kabrinin olduğu zaviye içindedir. Süleyman Bey’in öldürülmesine önayak olan Karamanlı emirlerden Bey­ler Çelebi ’nin oğlu Halil, yeni emîr Alâeddin Ali Bey tarafından öl­dürülmüştür.